| 40 yıllık mesleki kariyerinde
Ertem Ertunga için Riva Konakları’nın ayrı bir önemi
var. Riva Konakları projesinin hikayesi, bir arkadaşının,
Ertunga’ların Sapanca’daki evinin kapısını çalmasıyla
başlıyor.
Ertem Ertunga Mimarlık, kültürümüzün geliştirdiği yapı
dünyasında, insana, daha kaliteli çevre ve yaşam vadeden
bir ortam yaratmak amacıyla, yaklaşık 40 yıldır, çok
başarılı mimarlık projeleri gerçekleştiriyor. Kentlerin
hızla betonlaştığı ve çevre kirliliğinin yaşamı tehdit
eder boyutlara ulaştığı çağımızda; doğayla uyumlu, sağlıklı
ve işlevsel konutlar üretmenin önemi her geçen gün daha
da artıyor. Bu tarz konutlara iyi bir örnek oluşturan
“Riva Konakları” projesinin bol ödüllü mimarı Ertem
Ertunga ile Riva, mimarlık ve yaşam üstüne konuştuk.
Nitelikli yaşam ile nitelikli konut arasındaki ilişki
nedir?
Türkiye’de konut hiçbir zaman gerçekçi kavranamadı.
Daha şimdi, kısmen, isteklerin ve gereksinimlerin örtüştüğü
gerçekçi bir kavrayıştan söz edilebilir. Örneğin bir
dönem 1000, 2000 metrekarelik evler, villalar yaptırılıyordu.
Biz uzun yıllar Avrupa’da yaşadık ve bu taleplerin kime,
neye hizmet edeceğini bile anlayamadan şaşkınlıkla izledik
bu talepleri. Bizden böylesi evler için talepte bulunulduğunda,
bunların çok büyük mekanlar olduğunu, bu kadar büyük
alanda, ailenin kaybolacağını, başka bir deyişle, aile
bağlarının ortadan kalkacağını anlatmaya çalıştık. Son
zamanlarda, bu konutların satış imkanının olmaması,
böylesi konutlar için tonlarca para ödemenin anlamlı
bulunmaması gibi sebeplerle isteklerin değiştiğini gözlüyorum.
Aranılan konutların bunlar olmadığı, toplumun bambaşka
şeylerin hayalini kurduğu ortaya çıktı, daha doğrusu
biraz daha fark edildi. Kent içindeki genel duruma bakarsak,
12,5 milyonluk İstanbul’da, yaşayanların büyük çoğunluğunu
yalnız yaşayan kadınlar, erkekler ve öğrenciler oluşturuyor.
Bu insanlar, 35, 45 hatta en çok 65 metrekarelik stüdyo
evlerde tek başına mutlu olacağına inanıyor. Japonya’da
olduğu gibi bu metrekarelerde yaşam anlayışı Türkiye’de
de yeni yeni hazmediliyor. Bu metrekarelerde yaşam hayali
kurulmakla birlikte, gerçekte, bu kitlenin çoğunluğu,
bir apartman dairesinde üç, dört arkadaş birlikte yaşıyor.
Bu konseptin içinde, zaman zaman mahremiyetin ortadan
kalkmasının getirdiği psikolojik sorunlarla boğuşmak
zorunda kalıyor. Ancak yavaş yavaş Beyoğlu’nda, Cihangir’de
ve diğer bazı yerlerde bu metrekarelere yakın restorasyonların
yapıldığını memnuniyetle gözlüyoruz. Kent dışına çıkıldığında,
teker teker villacıklardan ziyade, village tarzı tek
veya birkaç katlı evlerden oluşan küçük sitelerin yarattığı
dokunun giderek yaygınlaştığını görüyoruz. Bunların
beğenilerek yaygınlaşmasından mutluluk duyuyorum. Bizim
projelendirdiğimiz, Riva Konakları ve Beykoz Konakları
da bu tarzda yapılardır.
Küçük bir köy: Riva Konakları
Riva Konakları projesi nedir ve nasıl doğdu?
Yıllar önce, Riva bölgesine hayran olmuştum. Ve orada,
350 bin metre karelik bir alanı satın alıp, bir kooperatif
kurup, hayal ettiğim konutları yapmak istemiştim. Ancak,
ön çalışmasını yaptığımız kooperatif projesindeki bazı
ortaklar bana yeterince güven vermediği için, bu çalışmayı
durdurduk. Sonra Sapanca’da 5-6 dönümlük bir arazi alarak,
yaklaşık 350 metrekarelik bir konut inşa ederek istediğim
projeyi orada gerçekleştirdim. Ailemle birlikte, country
tarzı yaşayabileceğim, doğayla kaynaşmış, huzurlu bir
mekan inşa ettim. Bir gün, okuldan eski arkadaşlarımdan
birileri ziyaretime gelerek, evimin övgüsünü çok duyduklarını,
merak edip gezmek istediklerini söylediler. Sonra çok
beğenerek, “Biz 95 aileyiz ve bir arazi bulduk, bize
de ev yapar mısın?” dediler. Araziyi görmeye gittiğimizde,
baktım ki, benim, Riva’da almak istediğim arazinin bitişiği.
Bir bakıma Tanrı bana, çok sevdiğim bu alanda ev yapmam
için yeni bir olanak sundu. Çok sevdiğim bu arkadaşlarla
birlikte; eşlerimizin birbiriyle rahat görüşebileceği,
çocuklarımızı güvenle büyütebileceğimiz, hem yazın hem
de kışın kullanılabilen konutlar olarak tasarladık Riva
Konaklarını. Proje bir buçuk yıl önce başladı. Yaklaşık
bir yıl sonra da biteceğini umuyoruz. Riva’yı oluştururken,
öncelikle bitki dokusunun büyük bir kısmını koruduk.
Her ev için iki tane olarak düşünülen, toplam 280 araçlık
garaj, ortak kullanılan bir alan olarak yerin bir buçuk
metre altına inşa edildi. Üzerini de yeşil alana dönüştürmeyi
planlıyoruz. Dolayısıyla ortalıkta hiç araba görünmüyor.
Parsel yok, tüm alanlar ortak ve sınırsız kullanıma
açık. Adeta küçük bir köy gibiyiz. Konut çatılarına
yönelik bir kazanım da elde ettik. Çatı eğiminin yüzde
33’le sınırlanmaması gerektiğini savunarak, kabul ettirme
şansına sahip olduk. Bu sayede, çatıları da yaşam alanlarına
dönüştürdük. Bu bizden sonra gelişecek mimari projeler
için de önemli bir kazanım.
Riva Konakları’nı planlarken en çok nelerden
esinlendiniz?
Plan, evlerin araziye oturtuluşu, Karadeniz yapısı tarzında
ele alınmıştır. Karadeniz’de, taşla örülmüş alt katlarda
hayvanlar, ortada aile yaşar ve çatı katı samanlıktır.
Bu iki kat arasında sıcak ve huzurlu bir yaşam sürer
Karadeniz insanı. Biz bu konsepti, çağdaş bir anlayışla
ele aldık. Yani alt katların taş olması, çatı katında
bir yaşam alanı yaratılması, doğayı deforme etmemesi
aksine yapıların doğayla kucaklaşması gibi özelliklere
dikkat ettik. Bir de 5000 metrekarelik bir country club
oluşturduk. Zaten 138 villanın, 95’i birbirlerinin tanıdığı
olan ailelerden oluşuyordu; bu sayede, yabancılık çekmeyecekleri,
komşuluk ilişkilerine uygun bir yapılaşma oluşturduk.
Ürün kalitesinden taviz vermedik
Projede ne tür yalıtım uygulamaları gerçekleştirildi?
Projenin her aşamasında, zeminden, duvarlara, çatıya
kadar kullanılması gereken hiçbir yalıtım malzemesinden
taviz vermedik. Membranlara ve bohçalamaya yönelik her
türlü malzemeyi kullandık. Her şeyden önce temelden
çatıya kadar tüm dış duvarları, dış etkenlerden korumak
için 5 cm kalınlığında mantoyla kapattık. Bunu, evler
denizin kenarında olduğu için ve sadece kuzey rüzgarlarından
korunmak için yapmadık, ben mantolama benzeri tüm bu
yalıtım uygulamalarının
İstanbul evleri için zorunlu olduğuna inanıyorum. Mantolamada,
güvenli, garantili, ekonomik ve uygulama kolaylığı bakımından
en iyi malzeme olan Mardav’ın BLUE’SAFE paket çözümünü
kullandık. Çatı yalıtımında, çatı tahtasız kullanılan
ROOFMATE PS ve DuPont-Tyvek® ile nefes alan çatı konseptinde,
çatı aralarını yaşam alanlarına dönüştürdük. Özetlemek
gerekirse bu projede kullanılan ürünlerin kalitesinden
kesinlikle taviz vermedik, amacına uygun en doğru sistemleri
seçtik.
Yalıtım maliyeti ve projenin toplam maliyeti
ile ilgili bilgi verir misiniz?
Uygulanan yalıtım modeli, uygulandığı konutun mevcut
giderlerine yaklaşık 900 bin dolarlık bir maliyet getirdi.
Gene yaklaşık değerlerle söylemek gerekirse projenin
toplam maliyeti 13 milyon dolar diyebiliriz.
Projenin tüm aşamalarının mimar tarafından
denetlenip yönlendirilmesini daha mı doğru buluyorsunuz?
Evet, biz zaten öyle yapıyoruz. Şöyle ki, ana projeyi
oluşturduktan sonra buna uygun olarak iç mimarinin detaylarını
da belirliyoruz. Sonra, doğramadan, ıslak zemin malzemelerine,
alüminyum malzemelerden yalıtım malzemelerine kadar
tüm gereçleri saptayıp, ilgili firmalara istediğimiz
niteliklere uygun malzemelerin siparişini veriyoruz.
Otel ya da hastane yapılıyorsa bu detayların sayısı
daha da artıyor. Özellikle hastanede, inanılmaz ölçüde
çok detay var. Bunların tümüyle tek tek uğraşıyoruz.
Ancak yine de detayın hiçbir zaman sonu gelmez. Bu yüzden
bir noktada kesmek gerekiyor. Şimdi biz, Acıbadem hastanelerinin
mimari projelerini gerçekleştiriyoruz. Bu projeler sırasında
uğraştığımız detayların, mesleki olarak çok geliştirici
olduğuna inanıyorum. Konuyu bir doktor kadar iyi bilmemiz
gerektiği için, her gün yeni şeyler okuyup öğreniyoruz.
Çağdaş bir hastane konsepti yaratabilmek ve kurum kimliğini
bu projeye en doğru şekliyle yansıtabilmek için çok
detaylı araştırıyoruz. İç mimari uygulamalarında ise,
renk ve malzeme seçiminden, malzemenin nereden alınabileceğine,
neyle taşınacağına kadar her şeyle ilgileniyoruz. Kısacası,
mimarın işin başından sonuna kadar projenin başında
bulunması ve her aşamada çıkabilecek sorunlara karşı
esnek çözümler üretebilmesi gerekir. Tabi bu arada,
mimari anlayışımıza uygun diye, müteahhidin ödeyemeyeceği
uygulamaları da diretmemek gerekir. Ancak, Mimarlar
Odası’nın tanımında da vurgulandığı gibi, “Mesleki Kontrol
Hizmeti inşaatın ayrılmaz bir parçasıdır”. Bu durum,
ancak mimarın ölümü ya da rücü etmesi durumunda değişir.
Günümüzün inşaat malzemeleri mimarlara ne tür
olanaklar sağlıyor?
Eskiden, bu kadar çeşitli ve nitelikli malzeme yoktu.
Ya teknoloji gelişmemişti ya da hükümetlerin çeşitli
engellemeleri nedeniyle Türkiye’ye sokulamıyordu, ayrıca
fuarlar ve sergiler de bu kadar gelişmemişti. Oysa şimdi,
tüm malzemeleri rahatlıkla sağlayıp kullanabiliyoruz.
Yeni çıkan malzemelerden fuarlar aracılığıyla anında
haberdar olup siparişler verebiliyoruz. Burada malzeme
derken, yalıtım araçlarından cam türevlerine, çelik
uygulamalardan antibakteriyel döşemelere kadar hepsini
kastediyorum. Özellikle çeliğin daha çok kullanılmasını
isterdim. Ancak, çelik uygulamalar, hem fiyatları hem
de nitelikleri açısından henüz arzu ettiğimiz düzeyde
değil. Aslında teknolojideki gelişmeler tüm yapı malzemelerini
etkiledi. Yalıtım malzemesi konusunda da çok fazla seçenek
oluştu. Türkiye’de eskiden ısı yalıtım malzemesi olarak
sadece EPS ve camyünü vardı. Bugün, taşyünü ve XPS Türkiye’ye
girdi. Tyvek de Türkiye için çok yeni bir malzeme. Hatta
çeşitli detaylarda aradığımız çözümler, BLUE’SAFE gibi
paketler halinde sunulmaya başlandı. Bunlar çok işlevsel
gelişmeler. Genç mimarlar, malzeme bolluğu açısından
çok şanslılar. Birçok genç mimarın çok güzel ürünler
ortaya çıkardığını görüp, seviniyorum.
Ödüllerle başlayan 40 yıl
Üniversitenin dördüncü sınıfından beri mimarlık bürosu
bulunan Ertem Ertunga, ilk işlerinden biri olan Tusan
Otelleri’nin başarılı bulunmasıyla Almanya’ya davet
ediliyor ve 14,5 yıl Düsseldorf’ta yaşadıktan sonra
1979 sonlarına doğru Türkiye’ye dönüyor. Düsseldorf’ta,
yaptığı daha ilk çalışmayla, büyük bir etki yaratarak
birinci olan Ertunga, ardından 11 kez daha birinci olduğu
Almanya yıllarının, “çok sert bir çalışma ortamı ve
başarının verdiği hırsla” mesleki açıdan önemli bir
deneyim olduğuna inanıyor. Orada daha çok okul, üniversite,
işyeri, kısmen hastane temaları üzerinde çalışırken,
Türkiye’ye gelince bir turizm yatırımları serisi içinde
kendini buluyor ve pek çok otel projesi inşa ediyor.
Ertem Ertunga’nın “Büronun her şeyi” diye nitelediği
kızı İç Mimar İrem Ertunga Bonfil ile birlikte bugün
16 kişinin çalıştığı Ertunga Mimarlık, konuttan hastaneye,
otelden okula kadar, birçok büyük projeyi başarıyla
sürdürüyor. Acıbadem Hastaneleri’nin tümünün mimarlık
ve iç mimarlık projeleri Ertunga’lar tarafından yapılıyor.
Ertunga Mimarlık tarafından gerçekleştirilen
bazı projeler:
• Hemriya Liman Geliştirme Projesi / Dubai (2000)
• Merck Sharp& Dohme Binası / İstinye / İstanbul
• Toprak Center / Beşiktaş / İstanbul (1999) - Toprak
Holding
• Karamancı Ticaret Merkezi / Mecidiyeköy / İstanbul
(1999)
• Ege Dünya Ticaret Merkezi / İzmir (1998)
• National Park Projesi / Ashkhabat / Türkmenistan (1998)
• Fantasia Hotel / Kuşadası / Aydın
• Asteria Hotel / Side / Muğla
• Otel Astana / Akmola / Kazakistan (1998)
• Şe-Tat Levent 2002 Apart Otel ve Alışveriş Merkezi
/ Levent / İstanbul
• Ramada Rönesans Hotel / Beldibi / Antalya
• Zavidova Rekreasyon Merkezi Otel+Kapalı Spor Alanları
/ Moskova / Rusya
• Nazarbayev Cumhurbaşkanlığı Konutu / Akmola / Kazakistan
(1998)
• Beykoz Konakları / Paşabahçe / İstanbul (1996)
• Zekeriyaköy Villaları / Zekeriyaköy / İstanbul
• Sunset Tatil Köyü / Kuşadası / Aydın
• Körfez Atakent Konut Projesi (Tüpraş) 250 Konut+Sosyal
Tesis / Kocaeli
• Bodrum Turgut Reis Villa Projeleri / Bodrum / Muğla
• Büyükhanlı Konut Projeleri / Etiler ve Kadıköy / İstanbul
• Doğuş Kültür ve Ticaret Merkezi / Antalya
• MTK Manifaturacılar Çarşısı / İzmir
• Büyükhanlı Kemer Vista Otel / Kemer / Antalya
• Laleli Hotel Ramada / Laleli / İstanbul
• Mövenpick Hotel / Maslak / İstanbul
Yapılan Yalıtım Uygulaması: Dış duvarda mantolamaya
yönelik ısı yalıtım uygulamalarının gerçekleştirildiği
Riva Konakları projesinde, çatıların ısı yalıtımında
ROOFMATE*PS ve su yalıtımında da DuPont Tyvek® kullanıldı.
Projede toplam, 91.300 m2’lik yalıtım malzemesi kullanıldı.
Yalıtımın Kullanılan Konut başına Toplam
uygulandığı yer malzeme miktar miktar
Çatıda 5,00 cm ROOFMATE PS 310 m2 34.100 m2
Dış duvarda 3,00 cm SHAPEMATE*IB 280 m2 30.800 m2
* Dow Chemical şirketinin tescilli markasıdır.
|